*KÖPEKLER DE DEPRESYONA GİRER*




SİZİN İŞİNİZ BİTTİĞİNDE ONLAR İÇİN HAYAT BAŞLIYOR


Çalışan birinin köpeği akşama kadar sahibini bekler. Çünkü köpeğin hayatının merkezinde sahibi var. Sahip, gezinti, arkadaş, oyun, yemek demek. Akşam işten yorgun geliniyor ama köpek için hayat başlıyor. Heyecandan ne yapacağını bilemiyor. Aynı zamanda köpeklerde zaman kavramı yok.

Eve gelip köpeği sevip ekmek almaya gidip geri döndüğünüzde, kırk yıldır görmemiş gibi yeni baştan seramoni yapıyor. Her gidiş onun için ayrılık demek.

Köpek almayı düşünen birinin kendi programını dikkate alması lazım. Çünkü köpekler rutin yaşamayı seven hayvanlar. Aynı saatlerde dışarı çıkmak, aynı saatlerde yemek yemek istiyorlar. Rutin çalışma düzeni olmayan, bir gün gece bir gün gündüz çalışan birinin kedi beslemesi daha doğru. Çünkü kedi, gezmeye çok fazla ihtiyacı olan bir canlı değil.

Kediler bireysel yaşayan canlılar olduğu için dirsek temasına çok fazla ihtiyaçları yok. Ama kedilerin de rutinini bilmek gerekiyor. Gündüz uyuyup gece hareketli oluyorlar. Kediler de uygun ortam oluşturulmadığında davranış bozuklukları yaşıyor. Bir de alanlarına çok düşkün oluyorlar. Bir arkadaşınızın kedisini sevip eve geldiğinizde, bir yerlere idrar bırakıp, kıskançlık krizine girebiliyor, saldırganlaşabiliyorlar. Kedi misafiri de çok fazla sevmiyor.

İLGİLENİLMEYEN KÖPEK DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞIR

Köpek eve ilk geldiği zamanlarda, sahibi, yalnız kalmasın diye yanında yatırıyor. Bu, köpekte sahibe karşı obsesyona neden oluyor. Sahibin rutini değişip işe gittiğinde ya da boşanmış ailelerin köpeklerinde yalnızlık korkusu ayrılık hezeyanı başlıyor. Belirtileri, sahibi gelene kadar sürekli havlama, uygunsuz yerlere özellikle sahibinin yatağına ya da halıya idrar yapma. Köpek bu davranışlarla dikkat çekmeye çalışıyor. Buna karşılık kediler yalnızlığa karşı daha duyarsız. Kendilerini eğlendirebiliyorlar.

Köpeklerde pitbull, rotwailer, doberman, agresif olma ihtimali yüksek ırklar arasında. Yurtdışında bu köpekleri zorunlu eğitim programlarına sokmak zorundasınız. Bir de hayvan sahipler köpeklerinin evin içerisinde çok hareketli olmalarından şikayet ederler. Evin içinde oyun oynanırsa köpek evi oyun alanı olarak görür ve inanılmaz hareketli davranışlar sergileyebilir. Bunu önlemek için köpekle dışarda oyun oynanmalı.

DEPRESYONA GİRİYORLAR  FOBİLERİ VAR

Tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da fobi gözlemlenmekte. Türkiye’de, veteriner ziyaretine sadece aşı ya da bir hastalık olunca gidilir. O yüzden evcil hayvanlar her veterinere gittiğinde travma yaşar. Çoğu köpek veterinerini sevmez. Vetfobi oluşur. Mama almaya birlikte gidilmesi, muayene masasında veterinerin köpeği sevmesi lazım. Bunun haricinde hayvan sahibi sadece veterinere götüreceği zaman köpeğini arabaya bindiriyor. Bu da arabaya karşı fobi oluşmasına neden oluyor. Bunu önlemek için de kedi veya köpek araba çalışmazken bindirilmeli ve sevilmeli. Sonra kısa bir gezinti, sonra biraz daha uzun bir gezinti yapılmalı. Gezintinin sonunda mutlu bir yere ulaşması sağlanmalı. Örneğin bir arkadaş köpeğin yanına götürülüp oynatıp geri getirilebilir. Böylece arabayı iyi bir şey olarak algılaması sağlanır. Fobi titreme, huzursuz davranış, bulantı ve kusmayla kendini belli eder. Ya da korkudan dolayı ısırmaya başlar.

Depresyon, sahibin ilgisizliği, sahipten ayrılma, ölüm sonucu ortaya çıkabilir. Hayvan mutsuz bakmaya başlar, dik kulaklı bir köpekse kulakları düşer, sürekli yatar, oyun oynamak istemez, iştahı kesilir ya da tam tersi çok yer kilo alır. Annesinden erken ayrılan kedi ve köpek, annesinden öğrenmesi gereken şeyleri sahibine uygular. Normalde annesinin yanına gider ısırır, biraz abartınca anne uyarır. Çoğu yavru hayvan sahiplerinin sorunu kedi veya köpeğinin sürekli ısırması. Bu nedenle anne gibi onu uyarmak gerekiyor. Elini kolunu kaçırırsan av gibi görüp daha da ısırmaya başlar. Zamanla anlayacaktır sabırlı olmak lazım.

Deniz BİLİROĞLU

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !